Mehter marşı
Artık pencereyi açınca tüylerimi ürperten, serince bir hava geliyor içeri. Avrupa’nın sıcaklardan kavrulduğu, İsveç’te otların sarardığı, inekler susuz kalmasın diye meralara helikopterle su taşındığı bir yazı Münih’te, karnı burnunda iken yaşamak da kısmetmiş. Sahi kim söylemişti o meşhur sözü? “Hayat, sen planlar yaparken başına gelenlerdir.” Tam karşımızdaki binadaki komşu, bazı akşamlar oturup piyanosunun başına güzel melodiler çalıyor. Bizim Fransız lokantasından gelen seslerin ve oğlanın şişme yatağının izin verdiği kadarıyla dinliyorum piyanoyu. Münih’te bir ayı devirmişken, aklım bir geri bir ileri gidip geliyor aslında. Hep bir kıyaslama, değerlendirme hali… Önceden böyleydi, şimdi böyle. Türkiye’de şu şöyle oluyordu, burda ise böyle. Bu düşünme tarzı mehter marşı gibi geliyor bana. Yani gördüğün yeni bir şey karşısında en az iki kere onun önceden bildiğin bir muadilini düşünüyorsun. Bir ileri, iki geri… Özetle zihnimin içinde mehter marşı çalarken, pür dikkat piyano...